Ana içeriğe atla

Ağladığımı Kimseye Söyleme Anne

Önsöz :

En ünlü şiirim :) http://tinyurl.com/yrntgf 540,000 sitede şu an internette. Hatta, bu şiiri müzik üstüne okuyan yığınla radyocu, wallpaperlara koyanlar bile mevcut. Orjinalini 24 Mart 1999'da yazmıştım. ( http://tinyurl.com/2gz7jh ) 9'uncu yılının şerefine bir kez daha bu şiiri "update" ediyorum.

Şiir :

Ağladığımı kimseye söyleme anne.
Onlar beni güçlü biliyor.
Onlar beni en zor günümde bile,
Hep ayakta kalır diye biliyor.

Ben aslında gülerek geçirdiğim,
Her günün akşamı evde ağlarken,
Onlar benim içimin sızladığını,
Yüreğimin yandığını bilmiyor.

Ağladığımı kimseye söyleme anne,
Onlar beni kral belliyor.
Onlar beni kızdığımda,
Dünya'yı yakacak insan biliyor.

Ben aslında O'nun gözlerine,
Bakmaya bile kıyamazken,
Onlar benim bir kadın uğruna,
Üzüleceğimi tahmin bile etmiyor.

Ağladığımı kimseye söyleme anne,
Onlar beni ağlamaz biliyor.
Onlar beni üzüldüğümde,
Şehrimi bulutlar kaplar biliyor.

Ben aslında odama kapanıp,
Sitemle bir köşeye sünerken,
Onlar beni bir hissin sarsacağını,
Aklının ucundan bile geçirmiyor.

Ağladığımı kimseye söyleme anne,
Onlar bunu hiç bilmiyor.
Onlar için ben en sağlam köprülerden,
Daha sıkı bağlıyımdır hayata.

Ben aslında ölümle yaşam arasında,
İnce çizgide bir o yana bir bu yana giderken,
Onlar benim için hayatın,
Büyük bir hayal kırıklığı olduğunu bilmiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

30 yaş sonrasında yalnızlık

Yalnızlıkta kayboluyorum bazen. Avucumdan kum tanesi gibi akıp giden zamanın peşinden akan gözyaşım da yok. Mâlikanesi ise hiç yok... Ölümle hayatın varolduğunu keşfetmeye yolalmış nefsime, nefes atışlarıma eşlik edecek kadar deli başka bir mahlukat bulamadım henüz. Belki de bu yüzden yalnızlığı seçiyorum. Geceleri aynı televizyon kanallarını seyredip, sonra bilgisayara dönüp, oyun oynayıp, beraber dergi okumayı istediğim herhangi biri yok. Bunları sanırım en iyi kendimle yaşıyorum. Kalabalık bir şehrin kalabalık yollarında vakit öldürüp, kalabalık bir şirketin kalabalık diyaloglarına uyanık hayatımın %80'ini adamışken, geride kalan %20'de kendimle başbaşa vakit geçirmek istiyorum sanırım. Bazen herşeyden uzaklaşıp, çiftliğe gidip, orada atlarla yaşayasım geliyor. Ama, çiftliğe gidip orada 6 saat geçirdikten sonra da atların boku, sivrisinekler, keneler, cırcır böceklerinin hipnotize edici cırcırlamaları ve daha nice yeni sorun da üretebiliyorum kıçımdan. İlişkiler de böyle. B...

Neden Türk halkı Fenerbahçe'den nefret eder?

Sevgili Fenerliler, Sizinle hiç alıp veremediğim yok. Aranızda yığınla dostum, ağabeyim, çok sevdiğim insanlar da var. Ama Türkiye'deki herkes sizin başarısız olmanızdan neden mutlu oluyor biliyor musunuz? Çünkü siz her hafta şampiyonluğunuzu ilan ediyorsunuz. Rakiplerinizle dalga geçiyor, biri düzgün bir hareket bile yapsa "helal olsun" deme delikanlılığını gösteremiyorsunuz. Galatasaray ve Beşiktaş arasında bir rakabet olsa da, Galatasaraylı taraftarlar Beşiktaş maçına "Çarşı"yı yaşamak için gider. Onlar kazanırsa da "helal olsun" der. Geçen sene Beşiktaş şampiyon oldu. Galatasaraylılar olarak "helal olsun" dedik. Bu yıl Bursaspor kazandı, tekrar "helal olsun" diyoruz. Bunu sadece biz değil, Türkiye'de sizin dışınızda herkes yapıyor. Siz anonsçuyu günah keçisi ilan ederken, geçen sene küme düşmekten takımını kurtaran ve bu yıl tarih yazarak şampiyon yapan Ertuğrul Sağlam'a bir "helal olsun" demekten acizsiniz. Si...

Hazreti Melih Gökçek

Hayatım boyunca kendime bir idol, bir kahraman, bir muhteşem insan aradım durdum ama başarılı olamadım. Batman uçmuyordu. Süpermen ve Örümcek Adam zengin değildi. Wolverine'in bile salakça bir sakalı vardı. Ama muhteşem adamı, hatta kusursuz adamı beni çocukluğuma, hatta anaokulu günlerime gönderen ulu önderim Melih Gökçek'de buldum. Anaokulu günlerimden bu yana ilk defa olgun bir insan kendisine "Beyefendi şunları bunları yaptınız" diyen Dalai Lama kılıklı adama karşı kulaklarını baş parmaklarıyla kapatıp "Tadadada dada!" diyip dilini çıkartabildi. Ertesi gün çekinmedi üzerinde o adamın ve başka kurumların isimlerini yazan balonları basın önünde bir bir iğneyle patlattı. Bu benim düşünü kurduğum ama yapamadığım, hayalleri hala ölünce gideceğim cennetin bir köşesini süsleyen fantezilerdi. Ama bu muhteşem adam bunları yaptı. Melih Gökçek yarın "Mislam" diye bir din kursun o "Mislam" denilen dinin ilk kulu olurum. Melih Gökçek bana "Bi...