Ana içeriğe atla

Dumansız hava sahalarını destekliyorum, ama dumanlı hava sahalarında da esrar içilsin!

Sigara sağlığa über-zararlı, anne ve babamızın, kolu komşumuzun, devletin, toprak ananın ve Zeus'un "içme evladım helak etme ciğerlerini" önerisiyle bizden uzaklaştırılmaya çalışılan bir zehir.

Peki kabul.

Hayatımın daha uzun sürmesi için ciğerlerimi felak etmeyeyim ve daha rahat oksijen alayım diye cebelleşen canım cicim insanlar nedense oksijen solumamızı sağlayan ormanların düzenli bir şekilde inşaat firmaları ve devlet tarafından yakılmasına ayrıca sen-ben gibi dallamaların da bu güzel evler-rezidanslar-garsoniyerlerde keyif çatmasına ses çıkarmıyor.

Ne oldu lan ciğerime ? Az önce kıçını yırtıyordun, "felak etme, canım benim uzun yaşa" diye; beş dakkada ormanı yakıp üzerine dikilen binaya taşındın ?

Tamam tamam, bazılarınızın aslında benim ciğerime beş kuruş değer verdiği yok. "Pasif içicilik" diye 90lı yılların bir yalanı vardı, o yalandan korkuyorsunuz.

Korkmanız gereken solunacak bir duman varsa o da sigara dumanı değil. Çimento fabrikaları, kömür madenleri, egzos emisyon testini rüşvetle geçmiş arabalar, ve daha niceleri sizi 180 yıl yaşatacak börek gibi ciğerleriniz için ayrı tehlikeler.

Ancak gene de herşeyi kabul ediyorum.

Ciğerlerime ve ciğerlerinize başka zararlı görebileceğini bir şey daha buldum bununla beraber : Esrar

Evet anam cannabis, afgan, kubar vs. neyse. Bundan böyle bunlar da "dumanlı hava sahalarında" legal olsun. Tekel bayisine gidip alabilelim, ve üzerine de "sağlığa zararlıdır" yazsın. Hatta uyarı mesajı olarak "Esrar içenleri eşekler ziker" yazsın.

Sigaranın satışı yasak değil, sigaranın -belli yerler dışında- içilmesi yasak değil, devlet için muazzam bir gelir kapısı.

Peki esrarın ne günahı var ? O daha mı zararlı ? Hayır değil, hatta çok daha az zararlı. Daha beteri, kanser hastaları için yararlı.

Dumansız hava sahalarını destekliyorum, ama dumanlı hava sahalarında da esrar içilsin!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cep Telefonum

Dün akşam cep telefonumu şirkette unuttum, ve o küçük metal parçasının aslında hayatımda ne kadar büyük bir anlam taşıdığını anlayarak anlamsız biri olduğumun farkına vardım. Halbuki o cep telefonu sabahları öten horozumdu benim. 500lük sms pakedine abone olup aklıma gelene "Napıosun?" diye rahatsız etmemdeki işkence aracımdı. Sarhoşken eski kız arkadaşlarımı arama yolum, rezil-i rüsvalığın en üst noktasını yaşamamdaki en kolay yoldu cep telefonum. Sadece cebimden ve telefondan daha üstün bir şeydi cep telefonum. Tuvalette sıçarken oynadığım oyunlardı o cep telefonu. Habire bozulan ve hiç bir zaman yenisini almadan nasıl tamir edeceğimi bilemediğim oyuncağımdı. Dap-pab-ba ba-ri-bi-bay-bey diyerek Holly Dolly'nin Dolly Song'uyla insanların beni aramasıydı ve rezil olmamdı ciddi ortamlarda. Sessiz bir gece sonunda alarmım olmadan sabahleyin nasıl kalkacağımı kara kara düşünürken, uyuyamadan sabahı getirdim artık yavaş yavaş halisünasyonlar görmeye başlayarak. Sabah koş...

Lincoln ?

Futbolun aslında ne olduğunu keşfettiğimden bu yana nadiren yazarım futbol hakkında biliyorsunuz. Ama öyle bir dönemimdeyim ki. Artık hiç bir çekinmem yok. Hertha Berlin maçı... Lincoln çok iyi oynadı, süperdi, virtüözdü, kaptan çıktı takımı üstlendi ... Hayır ... Katılmıyorum. Tamam ben de Lincoln 'ün oynadığı futbolu izlemeyi sevdim. Çünkü döneminde Roma İmparatorluğu gladyatörleri halkın acısını, fakirliğini ve zavallılığını unutturmak için öne sürmüştü arenalarda. Dünya kültürüne din gibi benimsettirilen bu kültür elbette halen devam eder. Dine hayır diyemediğimiz gibi gladyatörlere de hayır diyemeyiz. Ancak işin bir de dış cephesi var. Biz bu maçı nasıl kazandık ? Harry Kewell bir orta yaptı adamın koluna çarptı ve penaltı aldık. O penaltıyı da şutuna en fazla güvendiğimiz Lincoln değil Baros attı. Demek ki penaltıda Lincoln'ün şutlarından çok Baros'un şutlarına güveniyoruz. Çünkü Baros büyük maçların gol adamı. Bu yüzden ülkesi adına Avrupa kupalarında kupanın gol kra...

Hazreti Melih Gökçek

Hayatım boyunca kendime bir idol, bir kahraman, bir muhteşem insan aradım durdum ama başarılı olamadım. Batman uçmuyordu. Süpermen ve Örümcek Adam zengin değildi. Wolverine'in bile salakça bir sakalı vardı. Ama muhteşem adamı, hatta kusursuz adamı beni çocukluğuma, hatta anaokulu günlerime gönderen ulu önderim Melih Gökçek'de buldum. Anaokulu günlerimden bu yana ilk defa olgun bir insan kendisine "Beyefendi şunları bunları yaptınız" diyen Dalai Lama kılıklı adama karşı kulaklarını baş parmaklarıyla kapatıp "Tadadada dada!" diyip dilini çıkartabildi. Ertesi gün çekinmedi üzerinde o adamın ve başka kurumların isimlerini yazan balonları basın önünde bir bir iğneyle patlattı. Bu benim düşünü kurduğum ama yapamadığım, hayalleri hala ölünce gideceğim cennetin bir köşesini süsleyen fantezilerdi. Ama bu muhteşem adam bunları yaptı. Melih Gökçek yarın "Mislam" diye bir din kursun o "Mislam" denilen dinin ilk kulu olurum. Melih Gökçek bana "Bi...