Ana içeriğe atla
Bundan 4 yıl önce...

Çok uzun bir vakit gibi değil sanki...

2005 yılının Aralık ayı...

Yaklaşık 3 yıldır aşk yaşamamıştım. Özlemini de öylesine çekiyordum ki. Müzikten uzaklaşmıştım, ruhumu şiirler ve şarkılar ile haykırmaktan vazgeçmiştim.

İçimde bir gözyaşı malikanesi, yaşlarını yaşamın sıradanlığına gizliyordu.

Adriana Lima kadar güzel, Sezen Aksu gibi şarkılar besteleyebilen, Sertab Erener kadar güçlü bir ses vardı karşımda.

En azından o sıralar öyle görüyordum.

Bana bir şarkı yazdı bu Aralık ayında...

Rüya idi adı ...

Önceki gece görmüştü beni rüyasında...

Ben de yanıt vermiştim.

Amerika'da başka bir Dünya'daydım...

3 yıl sonra ilk kez beste yapmıştım...

Ayrılmamızın ve asla buluşamayacağımızın hikayesiydi bu...

Aramızda okyanusları anlatan, elvedalarımızı, ve kendimize yakıştıramadığımız gözyaşlarını simgeliyordu...

"Şimdi gidiyorsun, başka diyarlara.
Okyanusların ötesinde yaşamaya.

Oysa seviyordun, büyümüştük umutlarla.
Yolun açık olsun sana, "Elveda".

Elveda aşkım güzelim sana,
Elveda yaşadığım en güzel rüya,
Elveda yüreğim yalnız kalsa da,
Elveda ağlamak yakışmaz bana..."

Ne mi oldu ? O cevabını şarkımın üzerine şarkı okuyarak verdi.

Ben mi?

Aşık oldum. Türkiye'ye döndüm.

Amerika'da Dreamworks'de işimi, o an sandığım parlak geleceğimi, en büyük rüyalarımı "Aşığım ulan" diyerek vazgeçerek Türkiye'ye döndüm.

Sonuç ?

Kız evliymiş yahu benimle şarkılarla sevişirken...

Sonra öğrendim...

Aşka da o günden beri inanamadım...

Hala da inanmak istiyorum nedense...

Elveda by nerval

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cep Telefonum

Dün akşam cep telefonumu şirkette unuttum, ve o küçük metal parçasının aslında hayatımda ne kadar büyük bir anlam taşıdığını anlayarak anlamsız biri olduğumun farkına vardım. Halbuki o cep telefonu sabahları öten horozumdu benim. 500lük sms pakedine abone olup aklıma gelene "Napıosun?" diye rahatsız etmemdeki işkence aracımdı. Sarhoşken eski kız arkadaşlarımı arama yolum, rezil-i rüsvalığın en üst noktasını yaşamamdaki en kolay yoldu cep telefonum. Sadece cebimden ve telefondan daha üstün bir şeydi cep telefonum. Tuvalette sıçarken oynadığım oyunlardı o cep telefonu. Habire bozulan ve hiç bir zaman yenisini almadan nasıl tamir edeceğimi bilemediğim oyuncağımdı. Dap-pab-ba ba-ri-bi-bay-bey diyerek Holly Dolly'nin Dolly Song'uyla insanların beni aramasıydı ve rezil olmamdı ciddi ortamlarda. Sessiz bir gece sonunda alarmım olmadan sabahleyin nasıl kalkacağımı kara kara düşünürken, uyuyamadan sabahı getirdim artık yavaş yavaş halisünasyonlar görmeye başlayarak. Sabah koş...

Lincoln ?

Futbolun aslında ne olduğunu keşfettiğimden bu yana nadiren yazarım futbol hakkında biliyorsunuz. Ama öyle bir dönemimdeyim ki. Artık hiç bir çekinmem yok. Hertha Berlin maçı... Lincoln çok iyi oynadı, süperdi, virtüözdü, kaptan çıktı takımı üstlendi ... Hayır ... Katılmıyorum. Tamam ben de Lincoln 'ün oynadığı futbolu izlemeyi sevdim. Çünkü döneminde Roma İmparatorluğu gladyatörleri halkın acısını, fakirliğini ve zavallılığını unutturmak için öne sürmüştü arenalarda. Dünya kültürüne din gibi benimsettirilen bu kültür elbette halen devam eder. Dine hayır diyemediğimiz gibi gladyatörlere de hayır diyemeyiz. Ancak işin bir de dış cephesi var. Biz bu maçı nasıl kazandık ? Harry Kewell bir orta yaptı adamın koluna çarptı ve penaltı aldık. O penaltıyı da şutuna en fazla güvendiğimiz Lincoln değil Baros attı. Demek ki penaltıda Lincoln'ün şutlarından çok Baros'un şutlarına güveniyoruz. Çünkü Baros büyük maçların gol adamı. Bu yüzden ülkesi adına Avrupa kupalarında kupanın gol kra...

Hazreti Melih Gökçek

Hayatım boyunca kendime bir idol, bir kahraman, bir muhteşem insan aradım durdum ama başarılı olamadım. Batman uçmuyordu. Süpermen ve Örümcek Adam zengin değildi. Wolverine'in bile salakça bir sakalı vardı. Ama muhteşem adamı, hatta kusursuz adamı beni çocukluğuma, hatta anaokulu günlerime gönderen ulu önderim Melih Gökçek'de buldum. Anaokulu günlerimden bu yana ilk defa olgun bir insan kendisine "Beyefendi şunları bunları yaptınız" diyen Dalai Lama kılıklı adama karşı kulaklarını baş parmaklarıyla kapatıp "Tadadada dada!" diyip dilini çıkartabildi. Ertesi gün çekinmedi üzerinde o adamın ve başka kurumların isimlerini yazan balonları basın önünde bir bir iğneyle patlattı. Bu benim düşünü kurduğum ama yapamadığım, hayalleri hala ölünce gideceğim cennetin bir köşesini süsleyen fantezilerdi. Ama bu muhteşem adam bunları yaptı. Melih Gökçek yarın "Mislam" diye bir din kursun o "Mislam" denilen dinin ilk kulu olurum. Melih Gökçek bana "Bi...